İLAHİ KAYNAKTAN BEŞERİ HIRSA: DİNİN GÖLGESİNDE İNSAN EGOSU

Evren, atom altı parçacıklardan galaksilere kadar muazzam bir matematik ve dengeyle işler. Bu dengenin adı kimine göre Altın Oran, kimine göre Kozmik Uyum’dur. Yaradan’ın kurduğu bu sistemde her şey birbirini tamamlar; gece gündüzü, eril dişili, artı eksiyi… Ancak bu kusursuz saatin içine “insan” faktörü girdiğinde, denge yerini kaosa bırakabiliyor.
Hak Din mi, Kişiselleştirilmiş İnanç mı?
Teolojik olarak “Hak Din”, kaynağı doğrudan ilahi olan, sevgi ve birlik üzerine kurulu sistemdir. Ancak günümüzde karşılaştığımız tablo çok daha farklı. Bugün birçok insan, kaynağı ilahi olan öğretileri kendi “şeytani arzuları” için birer araç haline getirmiş durumda. Peki, nasıl oldu da “yaşat” emri, insanın elinde bir “yok et” silahına dönüştü?
Buradaki asıl mesele şudur: İlahi mesaj saf bir ışıktır; ancak o ışığın geçtiği prizma (insan egosu) kirliyse, yansıyan renkler de çarpık olur.
Beşerileşen Dinler ve Şeytani Arzular
Günümüzde dinlerin çoğu, insanın elinde adeta “beşeri” (insan kaynaklı) bir yapıya dönüştürüldü. İnsanlar; güç tutkusunu, toprak hırsını ve hükmetme arzusunu meşrulaştırmak için kutsal metinleri bir kılıf olarak kullanıyorlar.
Kendi nefretini “kutsal bir öfke” gibi pazarlayanlar,
Ceplerini doldururken “nasip” diyenler,
Kendi karanlığını aydınlatmak yerine, başkasının ışığını söndürmeyi “cihat” sananlar…
İşte bu noktada din, Yaradan’a ulaştıran bir köprü olmaktan çıkıp, egonun kalesine dönüşüyor.
İçimizdeki Kaosu Dindirmek
Gerçek bir inancın ve spiritüel yolculuğun asıl amacı, dışarıda bir düşman yaratıp onu yok etmek değil; içimizdeki o kaosu dindirmektir. Ruhisigi felsefesi tam da burada devreye girer: Işığı dışarıda değil, kendi ruhunun derinliklerinde ara.
Eğer inandığın değerler seni daha şefkatli, daha adil ve daha bütünleşik bir insan yapmıyorsa; o inanç ilahi bir kaynaktan besleniyor olsa bile senin elinde “beşerileşmiş” demektir.
Kendi Işığın Ol
Evrendeki o muazzam dengeye uyum sağlamak, ancak egonun o sahte dinlerinden sıyrılmakla mümkündür. Unutmayın; Yaradan bize birbirimizi parçalamayı değil, bu muazzam dengenin (makrokozmosun) bir parçası olmayı fısıldar.
Kendi gölge yanınla (Kova’daki Pluto gibi) yüzleşmeden, o karanlığı aydınlatmadan gerçek ışığa ulaşamazsın. Işık, kapıyı açmanı bekliyor. Sıkışıp kalma; güneş doğmak ister, karanlığı sevmez.
#ruhisigi #hakikat #astroloji #maneviyat #farkındalık #denge #altınoran